Apple kalp krizini tahmin edecek

Apple’ın kalp krizini önceden tahmin ederek kişiyi uyaran bir teknoloji üzerinde çalıştığı bildirildi.

ABD’li elektronik devi Apple, bu kez sağlık için özel bir cihaz geliştiriyor.

San Francisco Chronicle gazetesinde yayımlanan habere göre, Apple kalp krizini önceden tahmin edecek bir sensör teknolojisi üzerinde çalışıyor. Ses uzmanı Tomlinson Holman ile geliştirilen projede, damarlardaki kanın sesi takip edilecek.

Apple’ın bu cihazı yakında piyasaya sürmeyi planladığı akıllı saat iWatch’a adapte etmesi bekliyor. Ocak ayında çıkan bir haberde Apple’ın sağlık odaklı iOS uygulamarlını arttıracağı iddia edilmişti. Firma yakın bir zamanda bu alanda uzman Marcelo Malini Lamego’yo bünyesine alarak iddiaları güçlenirdimişti.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25499332/

Kahve diyabeti önlüyor

Fareler üzerindeki deneyler önceki bulguları doğruladı: Kahve tüketimi diyabet riskini azaltıyor.

Fare deneyleri, yaygın hastalığa karşı umut verdi. Bilimciler, kahve tüketiminin halk arasında “şeker hastalığı” olarak bilinen diyabeti önlediği yönünde güçlü kanıtlar bulunduğunu açıkladılar.

Amerikan Kimya Derneği tarafından yayınlanan Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde bulgularını açıklayan araştırmacılara göre, kahvenin Tip-2 diyabet denen ve dünyada giderek yaygınlaşan hastalığa karşı önleyici etkisini sağlayan, içerdiği kafein adlı madde.

Araştırmayı yöneten Fumihiko Horio ve ekip arkadaşları, daha önce de düzenli kahve tüketiminin diyabet riskini azalttığı yolunda bulgular olmasına karşılık, fareler üzerinde ilk kez yaptıkları deneylerin kahvenin “diyabetsavar” etkisini açıkça ortaya koyduğunu belirttiler.

Deneylerde araştırmacılar laboratuvar farelerinin bir grubuna düzenli olarak kahve, bir grubuna da su vermişler. Sonuçta “kahve tiryakisi” farelerde kan şekeri düzeylerinin yükselmediği ve insuline karşı duyarlılığın arttığı, böylelikle diyabet riskinin azaldığı gözlenmiş. Kahvenin ayrıca yağlanmış karaciğerlerde ve yangılı adipositokinlerde de olumlu yönde değişikliklere yol açarak diyabet riskini azalttığı da belirlenmiş.

Daha önce kahve içmenin Parkinson hastalığını önlemede de yarar sağladığı gösterilmişti.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

Kötü anılar silinebilir mi?

Bilim insanları bir proteinin travma sonrası stres bozukluğunu yok edebilme becerisine sahip olduğunu tespit etti.

Portoriko Üniversitesi’nden bilim adamları, fareleri, stres refleksine neden olan elektrik akımı ile ses sinyali arasında bağlantı kurmaya koşullandırdı.

Farelerin beyninin duygusal hafızanın oluşumunda rol oynayan bölümüne hafıza ve öğrenmede kilit öneme sahip BDNF (Beyin Kökenli Nörotrofik Faktör) proteini enjekte edildi.

Hayvanlar koşullandırılırken verilen ses sinyali tekrar verildiğinde, farelerin korku ya da kaygı hissetmediği belirlendi.

“Science” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atan bilim adamlarına göre, bu durum tehlike veya korku hissi uyandırmayan başka bir anının, “strese neden olan öğrenilmiş anının” yerini aldığını gösteriyor.

İnsanın BDNF proteinini doğal olarak ürettiğini vurgulayan bilim adamlarından Gregory Quirk, travma geçiren kişilerin kötü anılarını unutabilmesi için beyin tarafından üretilen bu proteinin salgılanmasını sağlamanın yeterli olabileceğini belirtti.

Prozac gibi mevcut bazı ilaçların BDNF proteini üretimini artırdığını ancak bunun için uzun tedavi sürecinin gerektiğini, ayrıca bu ilaçların duygulara duyarlılığı artırarak ters etki gösterebildiklerine dikkati çeken Quirk, araştırma sonuçlarına göre başka ilaçların geliştirilebileceğini söyledi.

FRANSIZ TRAVMA UZMANININ GÖRÜŞÜ
Portoriko Üniversitesi’nden bilim adamlarının araştırma sonuçlarını yorumlayan travma uzmanlarından Fransız François Ducrocq, mevcut tedavilere göre hızlı etki göstermesi nedeniyle araştırmanın “ilgi çekici” olduğunu belirtti.

Normalde tedavinin aylar sürdüğünü ancak bu araştırmada 48 saatte kötü anının yerini başka bir anının aldığını söyleyen uzman, ancak bunun sadece hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırma olduğunu vurguladı. Ducrocq, bu tür bir ilacın geliştirilmesinin hem zor hem de etik sorunlara neden olabileceğine işaret etti.

Konuya ilişkin makale, Fransız “Le Figaro” gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

Akıllı külot!

Giyenin temel sağlık verilerini sürekli ölçüp kaydediyor, sıradışı durumlarda sağlık birimlerini haberdar ediyor.

Nanoteknoloji ve elektronikteki hızlı ilerleme, akıllı giysilerde kendini göstermeye çoktan başladı. Son örnek, giyen kişinin temel sağlık verilerini sürekli toplayıp bağlı olduğu sisteme ileten külot!

California San Diego Üniversitesi’nden Prof. Joseph Wang tarafından geliştirilen erkek külodu, bel lastiğinin içine dikilmiş biyosensörler aracılığıyla giyen kişinin tansiyon, nabız, beden ısısı gibi temel verilerini durmaksızın ölçüp kaydediyor.

Prof Wang, akıllı tekstil ürünlerinin çok yakın gelecekte özellikle sağlık alanında yoğun ve başarılı şekilde kullanılacağını söylüyor. Henüz temel verileri tespit edebilen ‘akıllı külot’, projenin sonunda giyen kişinin hareketlerindeki tutarsızlığı, yaralandıysa yaranın türü ve yerini belirleyecek, belli durumlarda tenin altına ilaç vererek ksımi tedavi uygulayacak.

Royal Society of Chemistry bilim bülteninde ayrıntıları yayımlanan proje, ABD Savunma Bakanlığı tarafından finanse ediliyor. ABD ordusu, sözkonusu akıllı külotları askerlerinin temel sağlık durumunu ve muharebe alanındaki olası yaralanmaları tespit edip hızlı ve etkin müdahalede bulunmak için kullanmayı planlıyor.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

Kısa boyluların kalbi daha çok tekliyor

European Heart Journal adlı dergide yer alan araştırmaya göre, boyu kısa olanlar kalp hastalıklarına daha çabuk yakalanıyor.

Araştırma, 1.53 santimden kısa olan kadınlar ile 1.65 santimden kısa erkeklerde kalp hastalıklarına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırma kısa boyluların, uzunlara göre kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskinin bir buçuk kat daha yüksek olduğunu gösterdi.

50 yıl süren araştırma 3 milyon insan üzerinde yapıldıktan sonra yayımlandı. Şimdi tıp adamları kısa boyluların neden daha çabuk kalp hastalıklarına yakalandıklarını bulmaya çalışıyor.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

Milenyum Ödülü elektrik üreten pencereye

Elektrik üreten pencere yapımında kullanılabilecek güneş panelleri geliştiren İsviçreli Michael Gratzel, Milenyum Teknoloji Ödülü’nün bu yılki sahibi oldu.

İsviçre’deki Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü’nden Profesör Michael Gratzel, 800 bin euro tutarındaki ödülünü Helsinki’de düzenlenen bir törenle aldı.

Finlandiya’daki Teknoloji Akademisi tarafından verilen ödüller, teknoloji alanında dünyada verilen en büyük ödül olma özelliğini taşıyor.

Profesör Gratzel’in geliştirdiği sistem, bitkilerin ışığı enerjiye dönüştürme biçimlerini esas alıyor.

Bilim adamının geliştirdiği sistemin, doğal fotosentez sürecini temel alan tek güneş enerjisi üretim modeli olduğu vurgulanıyor.

GÖKDELEN CAMLARI ELEKTRİK ÜRETEBİLİR
Finlandiya Teknoloji Akademisi’nden yapılan açıklamaa göre, bilim adamının geliştirdiği ‘Gratzel hücreleri’ güneş enerjisi elde etmeyi daha ekonomik bir hale getiriyor.

Akademi başkanı Dr. Ainomaija Haarla, bu icadın yenilenebilir enerji için ekonomik, büyük ölçekli çözümler sunma potansiyeli olduğunu söyledi.

Panelde nanoteknolojiden yararlanılmış. Kullanılan nanokristal filmlerdeki parçacıkların çok küçük olması ışığın kırılmasını önlüyor.

Bu da teknolojinin pencerelerde kullanılabilmesini sağlayabilecek bir özellik olarak sunuluyor.

Profesör Gratzel, örneğin New York’taki yüksek gökdelenlerin bu sayede birer güneş jeneratörüne dönüştürülebileceğini söylüyor.

Daha önce pil şarj eden sırt çantası gibi çeşitli ürünler de geliştiren Profesör Gratzel, kazandığı ödülün, yeni araştırmalarına katkı sağlayacağını söyledi.

IŞIK VEREN DUVAR KAĞIDI
Yeni buluş, güneş enerjisi panellerinde ‘çığır açabilecek’. Büyük ödülün diğer iki adayı olan İngiliz mucitler de 150′şer bin euro ile ödüllendirildi.

Cambridge Ünviersitesi’nden Profesör Richard Friend’in geliştrdiği, ışık yayan organik diyot, akademi tarafından plastik elektronik alanında önemli bir kilometre taşı olarak nitelendi.

Bu buluş sayesinde, elektronik kağıt, ucuz ve organik güneş enerjisi hücreleri ve aydınlatıcı duvar kağıtları üretmek mümkün olabilecek.

Manchester Üniversitesi’nden Stephen Furber ise ARM’nin 32 bitlik RISC adlı mikroişlemcisinin tasarımcısı. Bu işlemci, Apple’ın iPhone ve Microsoft’un Zune adlı ürünlerinde kullanılıyor.

Ödülü daha önce kazananlar arasında internetin mucidi olarak anılan Tim Berners-Lee ile mavi ve beyaz ışık yayan diyotların mucidi Profesör Shuji Nakamura da yer alıyor.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

‘Öğrenen’ robot bebekler

Japon bilimciler, anlayan ve öğrenen robot teknololojisinde önemli bir adım atarak bu özelliklere sahip iki ‘bebek’ robot üretti.

Japon bilimcileri, insanlarla birlikte yaşamaları için tasarlanmış, öğrenme ve hareket kapasiteleri son derece gelişmiş biri çocuk diğeri bebek iki yeni robot tanıttılar.

Tokyo ve Osaka üniversiteleri ile birçok özel ve kamu kuruluşunun ortaklaşa geliştirdiği robotlardan, büyük hareket, ifade ve anlama yeteneğine sahip 5 yaşındaki çocuk androidi M3-Kindy, çocuklar ve yetişkinler arasındaki iletişimi izlemeye yönelik üretildi.

Çeşitli deneyler için bir araştırma platformu olarak kullanılacak 27 kilo ağırlığındaki bu robot, eklemlerinde 42 derecelik hareket serbestisi ve vücudunda 109 sensör ile gözlerinde iki kamera ve başka özelliklere sahip bulunuyor.

7,9 kg ağırlığında, 71 cm uzunluğundaki 9 aylık bebek robot Noby de 600 alıcı ile gerçek bir bebeğinkine benzeyen fiziksel ve duyumsal yeteneğe sahip bulunuyor.

Araştırmacılar, Noby’nin bir insan yavrusununkine yakın anlama ve öğrenme gelişimiyle ilgili toplanan verileri kıyaslayarak, yeni buluşlar yapabileceklerini belirtiyorlar.

İnsanların ve robotların uyum içinde birlikte yaşayabilmeleri için robotların anlama ve öğrenme yeteneklerini geliştirmenin önemine dikkat çeken Japon bilim adamları, daha sonra insana benzer robotlar üretebilmek için insan yeteneklerinin gelişim mekanizmalarını anlamanın gerekli olduğunu kaydediyorlar.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

Ikaros kanatlarını açtı

Venüs’e sadece güneş enerjisi toplayan yelkeniyle gidecek olan Ikaros’ın kanatları açıldı.

Japonya’nın en iddialı uzay projelerinden olan Venüs araştırma aracı Ikaros, kanatlarını açtı. 14 metre genişliğindeki ‘yelkenler’ aracın sadece güneşten enerji alarak hedefine varmasını sağlayacak. Ikaros üzerindeki bir kamera, yelken açıldıktan sonra Dünya’ya bir de fotoğraf gönderdi.

18 Mayıs günü Tanegashima Uzay Merkezi’nden bir roketle uzaya fırlatılan yaklaşık 53 milyon dolar maliyetli silindir biçimli araç, uçurtmayı andıran kare biçimli yelkenini açtıktan sonra 6 ay sürecek Venüs yolculuğuna başlıyor.

Güneş’ten gelen ışık parçacıkları (foton) baskısıyla giderek ivmelenen “uzay yelkenleri” son on yıldır başarılı denemeleri yapılmış ve yenileri planlanmakta olan bir teknoloji. Ancak, Japon “yelkenlisi”, ötekilerden farklı olarak elektrik de üretecek.

Aracın İngilizce Güneş Işınımıyla İvmelenen Gezegenlerarası Uçurtma Araç sözcüklerinin başharflerinden oluşturulmuş Ikaros adı, aynı zamanda Yunan mitolojisinde kollarına taktığı kanatlarla göğe yükselen, ancak Güneş’e fazla yaklaştığında kanatları yapıştıran balmumunun erimesiyle düşen Icarus adlı kahramana da gönderme yapıyor.

Japonya Uzay Ajansı yetkilileri, Ikaros deneyinin başarılı olması halinde, ileride iki misli genişlikte bir yelkenle Jüpiter’e ve Trojan asteroidlerine yelkenli araçlar gönderileceğini açıkladılar.

Son yıllarda roket ve uydu teknolojisinde büyük açılımlar gerçekleştiren Japonya, önümüzdeki yıllarda Ay’a tekerlekli bir robot ie 2020 yılına kadar Ay’da bir üs kurmayı hedefliyor.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

Mars sürgünü başladı

Altı ‘farazi’ astronot dev Mars yüzeyi simülatöründe 1.5 yıl sürecek gönüllü sürgün hayatına başladı.

Rusya’dan üç, Fransa, İtalya ve Çin’den birer araştırmacının gönüllü olduğu deneyle, olası bir Mars seyahati ve keşfi sırasında insan dayanıklılığı gözlemlenecek. Altı astronot 520 gün süreyle entegre konteynırlardan oluşan Mars simülatöründe yaşayacak.

Avrupa Uzay Ajansı’yla Rus Uzay Dairesi’nin ortak yürüttüğü Mars500 projesinin amacı, uzun ve zorlu geçecek Mars yolculuğu için gerekli tıbbi ve zihinsel gereksinimleri ortaya çıkarmak. “Yolculuk” sırasında gerçekleştirilecek bilimsel araştırmalar, uzun süreli tecritin stres, hormon düzeyleri, uyku kalitesi, ruhsal durum ve diyet desteklerinin etkisi gibi psikolojik ve fizyolojik sonuçlarını belirlemeye yönelik.

Deneyin Mars500 diye adlandırılmasının nedeni, konvansiyonel itkiyle yol alacak bir uzay aracıyla yapılacak Mars seferinin 520 gün süreceğinin hesaplanması. Yolculuk için hazırlanan projelerde Mars’a varış süresi 250 gün, Mars yüzeyinde araştırmalar için 30 gün, Dünya’ya dönüş süresi için de 240 gün öngörülüyor. Başka uzmanlara göreyse daha gerçekçi bir simulasyonun çok daha uzun yolculuk sürelerine göre uyarlanması gerekiyor.

Moskova yakınlarında kurulu Mars500 tesisi, birbirine bağlı dört ayrı modülden oluşuyor. 550 metreküp toplam iç hacme sahip olan modüllerde pencere bulunmuyor. “Mars yolcuları”nın yaşam modülünün monotonluğunu azaltmak için duvarlar ahşap panellerle kaplanmış.

Deneyi mümkün olduğunca gerçek koşullara uydurmak için başlangıçtan iki ay sonra katılımcılar ile dış dünya arasındaki mesajların gidiş gelişine 20 dakikalık bir gecikme uygulanacak. Yani “Mars”taki temsilcilerimizin “Yeryüzü”ne gönderecekleri mesajların ulaşması için 20 dakika geçecek, anında verilecek yanıtlar için de bir 20 dakika daha beklemek gerekecek.

Modüllerdeki stresli yaşamı daha fazla kaldıramayacaklarını belirten katılımcıların modüllerden çıkmasına izin verilecek, ama daha önce kendilerini deneyi tamamlamaları için yoğun ikna çabaları gösterilecek.

Kaynak: Ntvmsnbc.com

Pedal çevirirken şarj eden Nokia

Yarım saatlik bisiklet sefasıyla bir cep telefonu tamamen şarj edilebilecek

Dünyanın en büyük cep telefonu üreticisi Nokia, gelişmekte olan ülkeleri hedefleyen ancak kanımızda hızla dünyaya yayılacak yeni şarj cihazını tanıttı.

Bisikletin jantına takılı bir dinamo ve bataryadan oluşan cihaz, 10 km/s hızla yarım saat süren bir bisiklet gezisi sırasında, giriş seviyesinde bir Nokia cep telefonunu tamamen şarj edebiliyor.

Nokia’nın basın açıklamasında bisikletin yaygın kullanıldığı gelişmekte olan ülkelerin hedeflendiği belirtiliyor. Ancak özellikle Avrupa’da da ürünün büyük rağbet göreceği tahmin ediliyor.

Firmanın açıkladığı ölçümlere göre saatte 10km hız yapan bir bisikletçi 10 dakikalık bir gezinti sonunda telefonunu 28 dakika konuşma, 37 saat de bekleme süresine sahip kılacak kadar şarj edebiliyor. Saatte 6km hızın altına düşmemek şartıyla gezi yarım saate uzaltıldığında, giriş seviyesindeki bir Nokia telefon tamamen şarj edilmiş oluyor.

Ürünün fiyatı ülkeye göre farklılık göstermekle birlikte, lansmanın yapıldığı Kenya’da 15 euro fiyatla satılacağı belirtiliyor. Piyasaya çıkışı ise 2010 sonucu bulacak.

Nokia, Nairobi, Kenya’daki toplantıda ayrıca yine gelişmekte olan pazarları hedefleyen 4 ‘ucuz’ telefon modeli tanıttı. C1 ve C2 serisi olarak lanse edilen telefonların hepsi de çift SIM kart kabul ediyor. 30 dolardan piyasaya sürülmesi beklenen C1 modellerinde iki karttan sadece biri aktif olarak kullanılabilirken, 45 dolardan itibaren fiyatlandırılacak C2 modelinde iki kart da aynı anda çalıştırılabilecek.

Elektrik şebekesinin zayıf ve kesintili olduğu ülkelerde yaygın şekilde dağıtılacak olan telefonların hepsi de 6 haftaya kadar bekleme süresine sahip.

Kaynak: Ntvmsnbc.com